Bilim ve Ekonomi -3-

Ekonomi konusunda konuşanların sözlerini, kalem oynatanların yazılarını tarayınca enteresan sonuçlar çıkıyor ortaya. Ağırlık da Arap ya da farklı yabancı fonların Türkiye’ye portföy veya tercihen sanayi yatırımı yapması merkezinde. Hele de (hani o pek sevdikleri ölçüt, yerli ve milli olup olmaması bir yana) M. Şimşek gelirse imiş, o da tanışı konuşu ez cümle yabancı para babalarını ikna ederse imiş, hemi istihdam artar hemi de dolar ucuzlar imiş.

Bu ön öykü, ön; zira geçmişe değil geleceğe dair, sevgili Nasreddin hocamızın o sonunda gülümseten diken-koyun-yün öyküsünü anımsatıyor doğrusu. Hani yollara diken dikeceğimiş de, gelen geçen koyunlar sürtündükçe yün bırakacağımış da, Hoca da o yünleri toplayıp hörekeden geçireceğimiş de, bu sayede peşin para elde edeceğimiş.

Şu anda, medya piyasasındaki –bu fakirin rastlayabildiği– hiçbir öneri Hoca’nınki kadar bile gerçekçi değil. Zira, o önerilerin hiç biri üretime dayalı değil. Yani, herhangi bir şey üretmeden ekonomiyi, bırakın düzeltmeyi, iyileştirmek mümkünmüş gibi sanılıyor.

Ah, bir de yabancı para isteniyor ama IMF’den değil.

Bu işlerde gariplik gani gani! Viyana kapılarına dayanmış olmakla öğünmekle Viyana kapılarında para aranmak arasında nasıl bir ilişki var acep? Çözebilen bu fakire de deyiversin. “Geldikleri gibi giderler.” deyip donanmasını iki kez koltuk altına verdiğin İngilizler mi senin üretimini artırmanı destekler? Yoksa “emperyalizmin ağa babası” dediğin ABD mi?

Asıl gariplik de, 100 yıllık üretim tesislerini bol keseden satıp, o tesislerde üretilmiş malları ithal etmekte!

Elbette bütün bunlar gelip önünde sonunda bu toprakların bilim fakirliğinde odaklanıyor. Ne bilimin ne olduğu pek bilen var, ne de bilimin ne işe yaradığını?!

Kanıt mı, bakın bakalım Osmanlı’nın kuruluşunda bu yana yani son 700-800 yıldır ne gibi icatlar, keşifler, buluşlar yapıldığına bu topraklarda?! Bakın bakalım kaç tane bilim ve teknoloji müzesi var bu topraklarda?! Bakın bakalım var olanlarda da kaç tane oda kaç tane salon var?

Herhangi bir şey yapmayı üretmeyi bilebilmek yahut bilememek! İşte fakirliğinin ve buna bağlı sorunlarının nedeni bu!

Daha konuşacak ne var?

Bir yanıt yazın