Hangi Kehânet ?

Hangi Kehânet ?

Her fizik denklemi aslında ve tam anlamıyla bir kehânettir. Örneğin, “Hangi sonsuz ?” başlığı altında değinilmiş olan Newton’un Kütleçekim Yasası’nın matematiksel ifadesi olan F=GmM/r^2 denklemi (r^2=r kare) ileride gerçekleşecek olan bir olguyu önceden söylediği için tamı tamına bir kehânet ifadesidir. O ifade, birbirinden r uzaklığında konumlanmış m ve M kütlelerinin i) birbirini çekeceğini önceden söyler; ii) bu çekim kuvvetinin, kütleleri birleştiren çizgi boyunca olacağını önceden söyler; iii) bu çekim kuvvetinin büyüklüğünün, her iki kütle üstünde de aynı olacağını önceden söyler ve iv) bu eşit kuvvetlerin tamı tamına GmM/r^2 değerinde olacağını önceden söyler, G değerinin seçilecek kuvvet ölçüm birimine ile uygunluk arz etmesi koşuluyla.

Kâhin sözcüğü ise, gaipten haber veren anlamını taşır. Yani, pek çok eski zamanlardan beri sürüp gelen bazı görüşlere göre, biz insanların bu dünyada göremediği, bilemediği anlayamadığı pek çok şey gaipte ayan beyandır ama onları sadece kâhinler görüp, bilip anlayarak biz eksikli insanoğullarına naklederler.

Örneğin, Orta Doğu topraklarında yaygın ulvi bir kaderciliğe göre, her şey kayıtlıdır, yazılıdır, yazgılıdır ve her şey bu kayda, yazılı olana göre devinir, asla şaşmadan. Hâl böyle olunca da bilim sadece ve sadece işte o yazgıya tamı tamına uygunlukla gaipte olup bitmekte olanları keşfetme işinden ibaretmiş gibi nitelenebilir. Daha açıkçası, Allah’ın işlerini içeren hakikat anlamındaki ilm bilinebilir ve hatta bilinmelidir. İslam nezdinde de İlm öğrenmek, güzel ve hayrlı bir ibadettir. Çünkü, Kur’an-ı Kerimin bildirdiğine göre iç dünyamızdaki ve evrendeki her şey Allah’ın ayetleridir.
Öte yandan, bir Eski Ege anlayışına göre, zaman birbirinden kopuk anlardan oluşmaktadır. Bir bakıma, çizgiyi oluşturan ve eni boyu derinliği olmayan noktaya benzemektedir her an. Hâl böyle olunca da bir okun havada nasıl ilerlediğini anlamak ve anlatmak hayli zorlaşır. Ok havadaki bir andaki konumundan bir sonraki andaki konumuna nasıl olur da geçebilir ki?

Ne var ki, fizik zamanın ve anın ne olduğuyla hemen hiç ilgilenmez. Az alttaki 1 numaralı Galilei denkleminde zamanı ifade eden t değişkeni ister sürekli, ister süreksiz, ister kesikli, ister geçişkenli veya geçişkensiz zamanı ifade ediyor olsun, hepsi için de geçerlidir

Y(t) = y + (sinA)vt – ½gt2 . (1)

Burada, Y(t) herhangi bir andaki yüksekliği, y ilk yüksekliği, sinA yataya göre ölçülmüş atış açısının (A) sinüsünü, v atış hızını ve g de yer çekim ivmesini gösterir. Dünya kütlesi M ise,
g = GM/r^2 (2) olarak eşitlenebilir.

Şimdiii, açılış sayfasının alttaki çerçevesi içinde sergilenen algoritmaların hele hele Finans başlığı altındaki Finans 1 ALGORİTMA 1 yazısında anılan algoritmaların da birer kehânet örneği olduğu açıktır. Dahası, bir kezlik ve yakın erimli (vadeli) isabet ettirme örnekleri değil havada süzülen ok konumlarının Galilei denklemi misali uzun erimli bir isabetler dizisinin örnekleridir. Dolayısı ile, tabii ki bir matematik denklemine dayalıdırlar. Başka bir deyişle, algoritma tam da böylesi yani Galilei’ninkine benzer bir denklemdir. Lâkin, o denklem gaipte olan biten bir olguyu mu betimler yoksa anlardan oluşan zamana mı dairdir, buna lût’fedip okuyucu karar versin.

 

caglartuncay@cagtun.com

 

 

Bir yanıt yazın