Matematik üstüne trialog -2-

A:           Birbiriyle bağıntısız konular üstünden ahkâm kesmeye çalışıyoruz. Konumuzun özü; matematiği hazır mı bulduğumuz yoksa bizim mi inşa ettiğimiz!? Bu öze odaklanalım, derim.

B:           Bakıyorum da Sayın A, ilk teziniz hakkında kuşkuya düşmüşsünüz galiba!

A:           Yoo, hayır! Size öyle gelmiş. Eeee, şey!

Haklısınız, biraz kuşkulanmıyor değilim şimdi. Çünkü, matematiği biz insanoğlu icat etmiş olsak evren ile nasıl olup da neredeyse mükemmel uyum gösterdiğini nasıl izah edeceğiz? Örneğin, sanal sayıların yani diyelim ki karekök içindeki eksi sayıların zamanın sanal boyutu olarak kullanılmasını nasıl bilebilirdik önceden? Kim bilebilirdi?

Düşünsenize, zamanın sanal boyut olarak değerlendirilmesi Albert Einstein ile geldi. Oysa, karekök içindeki eksi sayılar yaklaşık 4000 yıldan beridir biliniyor.

Yazar:     Çok doğru. Karekök içindeki eksi sayılara ilişkin papirüs veya kil tabletler üzerine yazılmış pek çok tarihsel belge var müzelerimizde.

Ama, sinema filmlerini, tiyatro oyunlarını da biz insanoğlu yazıp, yönetip oynamıyor mu? Evrenle yahut en azından hayat ile uyumlu değil mi bunlar da? Hatta, Homer’in Odysseia’sı  gibi fantastik olanlar bile.

B:           Dahası da var. Tamamiyle hayâl ürünü olan Jules Verne romanları nasıl da uyumlu değil mi hayatla, dünya ile, evren ile!? Hım, değil mi?

Yazar:    İyi de, ikiniz birden niçin bana bakmaya başladınız birden bire?

A:           Neden olacak; bizi toplayıp bir araya getirdiğinize göre …

Yazar:    Evet!? Devam edin lütfen!

B:           Vardır sizin bir bildiğiniz. Hım?

A:           Sizce matematik keşif mi icat mı?

Yazar:    Bence veya bir başkasınca şöyle yahut böyle olmasının önemi yok ki. Önemli olan, herhangi bir tez yönünde sağlam ölçüt ortaya koyabilmek.

Önce bu ölçüt veya ölçütler ortaya konmalı ki, neye göre nasıl akıl yürütebileceğimizin haritası belli olsun. Buna göre de ilerleyebiliriz. Ne dersiniz?

B:           Haklısınız derim.

A:           Ben de…

Ama nereden başlayacağız?

Yazar:    Matematiğin ne olup ne olmadığından başlasak?

B:           Bildiğim kadarıyla, matematikçiler ve filozoflar arasında matematiğin kesin kapsamı ve tanımı konusunda epey görüş ayrılıkları var.

Yazar:    Hiç de şaşırtıcı değil. Ama, başkasının aklıyla, fikriyle mantığıyla falan yol almak yerine, şuradan başlamayı öneririm.

Felsefe, kavramlar arasındaki ilişkiler bütünüdür. Bilim, ölçülebilir olgular arasındaki ilişkiler bütünüdür. Matematik ise, …

A:           Evet!? Devam edin lütfen.

Yazar:    Matematik ise, simgeleştirilebilen, simgeleştirilmiş yani simgeyle gösterilebilen kavramlar bütünüdür.

A:           Yaşasın! Siz de matematiğin icat edildiği kanısına sahipsiniz! Değil mi!?…

Yazar:    Sonuç hakkında herhangi bir şey söylemedim ki. Sadece, sözü şu noktaya taşımak gayretindeyim.

Herhangi bir kanıya, hangi postulat, teorem ve olgusal kanıtlara dayalı olarak ulaşabiliriz?

Bizi ancak bunlar doğruya yönlendirebilir. Haksız mıyım?

 

Devamı var.

Bir yanıt yazın