Menekşe

U. Eco’nun “Gülün Adı”, sevdiğim kitaplardandır. Filminde de sevdiğim yönetmen ve oyuncu adları mevcut idi. Bu kitabın adı, W. Shakespeare’in Romeo ve Juliet adlı oyundaki bir replikten alınmadır; Gece karanlığında Juliet sorar, bir süredir edebiyat döktüren genç yakışıklının adını. Malûm, iki gencin ailesi hasımdır uzunca bir süredir. Bu nedenle olsa gerek, Romeo “Gülün adı farklı olsa, kokusu değişir miydi?” der böylelikle büsbüyük(!), komacan(!) bir engel henüz oyunun başındayken ve dahi bir çırpıda aşılıvermiş olur.
Dikkatlere sunarım; doğruluğu en sağlam yerden, yani doğadan sınanıp onaylanmış olan gülün kokusunun adına bağlı olmadığı gerçeği, hasım ailelerin evlatlarının birbirinden uzaklaşmasına değil, bileakis yakınlaşması noktasına yamanıvermiştir. Bu yama o denli sağlam tutmuştur ki, yüzyıllardır bu noktayı yadırgayan pek çıkmamıştır.
—————————————
O kitabı okuduğum zamanlarda ODTÜ Bilgisayar Müh. Bölümü’nde uzun boylu, yeşil-mavi gözlü gayet zarif de bir öğrenci vardı ve o zamanlar bilgisayara kartla giriş yapıldığı için “input-output” servisinde “part-time” düzende çalışır idi; adı da Menekşe idi. Yine malûmdur, bizde de “Menekşe (menevşe) koymuşlar gülün adını” diye şirin bir türkü vardır. Bkz., https://www.google.com/search?q=Menek%C5%9Fe+koymu%C5%9Flar+g%C3%BCl%C3%BCn+ad%C4%B1n%C4%B1&sxsrf=APwXEdc13Ccv7FU_n4OcE-F_K57PzC0ozw%3A1687549439572&ei=__WVZMrIItfgxc8Plu2EkAM&ved=0ahUKEwiKxIvHk9r_AhVXcPEDHZY2ATIQ4dUDCBA&uact=5&oq=Menek%C5%9Fe+koymu%C5%9Flar+g%C3%BCl%C3%BCn+ad%C4%B1n%C4%B1&gs_lp=Egxnd3Mtd2l6LXNlcnAiI01lbmVrxZ9lIGtveW11xZ9sYXIgZ8O8bMO8biBhZMSxbsSxMg0QLhjUAhiABBgKGMsBMgoQABiABBgKGMsBMg0QLhjUAhiABBgKGMsBMg0QLhiABBjUAhgKGMsBMg0QLhiABBjUAhgKGMsBMg0QLhiABBjUAhgKGMsBMgYQABgWGB4yCBAAGBYYHhgKMgoQABgWGB4YDxgKMgYQABgWGB4yHBAuGNQCGIAEGAoYywEYlwUY3AQY3gQY4ATYAQJI62ZQqRFYqRFwAXgAkAEAmAGNAaABjQGqAQMwLjG4AQPIAQD4AQL4AQHCAhAQABiABBiwAxjLARhGGPkBwgILEAAYgAQYsAMYywHCAgkQABgHGB4YsAPCAgsQABgHGB4YDxiwA8ICCRAAGB4YDxiwA8ICBxAAGB4YsAPCAicQABiABBiwAxjLARhGGPkBGJcFGIwFGN0EGEYY9AMY9QMY9gPYAQHiAwQYASBBiAYBkAYLugYGCAEQARgTugYGCAIQARgU&sclient=gws-wiz-serp
İşte bütün bunlardan esinlenip, kısa bir açıklama ile U. Eco’ya (alanının o zamanki en ileri teknolojik ürünü olan) bir kasetle yollamış idim o türküyü. Herhangi bir cevap almadım. Yolladığım erişmedi mi, erişti de cevap yazılmadı mı, yazıldı da bana mı gelmedi hiç bilmem.
—————————————
“Gül’ün Adı”nın ilk sayfalarından birinde şöyle bir not vardı(r): Kitaplar kitaplardan yapılır.
Bu kelâm gayet mühim bir ayraçtır; şu bakımdan: İlber Ortaylı kitaptan konuşur, Cübbeli Ahmet Hoca da kitaptan konuşur. Başka? Ekonomiciler de kitaptan konuşur. Şunu demiş pek çok ekonomici sayarım; “—Ekon 101’de okutulur ki, …”, “—Her ekon textbukunda yazar ki, …”
İşte bilimle bilim olmayanların, bilimcilerle bilimci olmayanların farklarından biri tam da bura(da)dır. A. Einstein, M. Planck, L. E. Boltzman, E. Mariotte-R. Boyle, J. Dalton, ve daha eskilerden Arşimet, Tales ve diğer bilimciler kitaptan konuşmamıştır.

Bir yanıt yazın