Sinekler

Ömrü hayatında hiç sinek öldürmemiş nice insan ola gelmiştir, bu satırların yazanı (hatırlayabildiği kadarıyla) dâhil. Acep niçin, sinek görende onu öldürmek arzusu belirir?

Hayır, Jean-Paul Sartre’ın o adı taşıyan romanından söz etmeyeceğiz. Konumuz, gerçek sinekler. Hani şu Yeryüzü’nün hemen her beldesinde ama illaki sıcak bölgelerinde çokça rastlanılan, vızıldayarak uçuşan, yiyeceklerimize ve daha da beteri üstümüze konan hayvanlardan söz edeceğiz. Bkz., https://www.google.com/search?q=sinekler&rlz=1C1YTUH_trTR1064TR1064&oq=sinekler&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUqCQgAECMYJxiKBTIJCAAQIxgnGIoFMgkIARAuGEMYigUyCQgCEAAYQxiKBTIHCAMQABiABDIHCAQQABiABDIKCAUQLhixAxiABDIHCAYQABiABDIHCAcQABiABDIHCAgQABiABDIHCAkQABiABNIBCDM0MzFqMGo3qAIAsAIA&sourceid=chrome&ie=UTF-8#fpstate=ive&vld=cid:0352d1cc,vid:rvJC8LINoGE

Yukarıdaki videoda bir adam bir sanal sineği alenen öldürmeye çalışırken “yakalamaya çalışıyor” diye tariflenmiş. Derler ki, ayaklarında, kınlı kanatlarında ama özellikle de ağzının çevresinde 20 milyonu aşkın bakteri taşıyabilen karasinek, sadece bir günde 25-50 defa dışkı bırakır. Bkz., https://tr.wikipedia.org/wiki/Karasinek

Gel gelelim sineği “yakalamak” ve hatta sineğe yaklaşmak çok da kolay becerilebilecek bir iş değildir insan canlısı için. Çünkü sineklerin, insanlara kıyasla çok hatta olağan üstü sayılabilecek pek çok biyolojik özellikleri vardır. Bkz., https://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Sarcophagid_fly_Portrait.jpg#/media/Dosya:Sarcophagid_fly_Portrait.jpg

Sineklerin özellikle göz yapıları ve sinir sistemleri yukarıda sözü edilen vidyoda da vurgulandığı üzre, son derece dikkat çekicidir. Misal, hemen hepimiz gözlemişizdir; sinekler oradan oraya çok hızlı uçabilmelerine karşın aradaki nesnelere asla çarpmaz. Bu da onların gayet kısa, özellikle pek çok insanınkinden çok daha kısa bir intikal süreleri olduğuna delâlettir. Uçuş hızlarından anlaşıldığı kadarıyla, gördükleri nesneleri tanımlayıp ayrıştırabilme hızları çok yüksektir. Bir de bunun üstüne, karşılarına çıkan her durumu çok hızlı bir şekilde analiz edip yine gayet hızlı bir şekilde karar verebilmektedirler. Kuşlar da öyle. Çok sayıda hızla hareket eden başka canlı türleri de bu kategoriye girebilir. Örneğin, hıza dayalı pek çok spor dallarında deneyim sahibi insanların da sinir sistemlerinde sinyal iletim hızlarının, intikal sürelerinin, durumları irdeleyiş ve karar veriş sürelerinin normal insanlarınkine kıyasla kısaldığı gözlenebilir. En basitinden; futbol, basketbol, voleybol oynarken veya refleks hızına dayalı örneğin döğüş sporları sırasında bu farklılaşma gözlenebilir. Efsane Bruce Lee’nin Çin işi yemek çubuklarıyla sinek veya hava fırlattığı pirinç tanelerini yakalayabildiği, saniyenin yirmi dörtte birinden daha kısa sürede darbe yapıp esas duruşuna geçebildiği saniyede altı kez tekme atabildiği iddia edilmektedir. Bkz., izleyen vidyonun 3:52 ve 4:18  anlarına; https://www.google.com/search?q=Bruce+Lee&rlz=1C1YTUH_trTR1064TR1064&oq=Bruce+Lee&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIKCAEQABixAxiABDINCAIQABiDARixAxiKBTIHCAMQABiABDIHCAQQABiABDIHCAUQABiABDINCAYQABiDARixAxiKBTINCAcQABiDARixAxiABDIHCAgQABiABNIBCDYyMzhqMGo5qAIAsAIA&sourceid=chrome&ie=UTF-8#fpstate=ive&vld=cid:dc837079,vid:1elKexlrxl4

Dahası, minçika ve mınçıka olarak bilinen döğüş aletini (https://tr.wikipedia.org/wiki/Nunçaku) masa tenisi oynarken raket yerine de kullanabildiği iddiaları hiç de inanılmaz gelmeyebilir.

Bu tür hızlı refleksler sadece Bruce Lee’ye özgün olmayabilir. Örneğin, A. Kurosawa ustanın Yedi Samurai filminin adeta Yeşilçam vari bir western uygulaması olan Muhteşem Yedili filmindeki gibi üç sineği birden yakalayabilenler bile olmuş olabilir. Bkz., izleyen vidyonun 1:15:17’deki karelerine; https://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Sarcophagid_fly_Portrait.jpg#/media/Dosya:Sarcophagid_fly_Portrait.jpg

Konuyu acilen toparlamak maksadıyla, aslında “Zaman makinesi yapmak nasıl mümkün olabilir?” bu konunun tartışılmakta olduğunu itiraf etmeliyim.

Biraz daha derli toplu ve sistematik ilerleyelim.

Her şeyden önce zamanın tanımlanabilir olmadığını, yani (bu nedenle) zamanın tanımsız olduğunu belirtmek gerek. Örneğin, “—Şu anda saat tam olarak kaç?” sorusunu terennüm etmek birkaç saniye sürdüğü için yanıtlanamaz. Ama şöyle yapılabilir: “—O” dendiği zaman , “Şu anda saat tam olarak kaç?” kastedilecek olsun.

“—O”

Yine de, “—O” denilmiş olduğunu idrak için şu ya da bu kısalıkta bir süre geçtiği için soru anıyla yanıt anı aynı olmayacaktır.

Ek olarak şunu düşünmekte yarar var: bir yüzme yarışmasında iki yüzücü birden birinci ilan edilebilir. Çünkü ikisi de aynı anda bitişteki düğmeye bastı denilebilir.

Oysa ap açık ki, hiçbir iki yüzücü aynı anda düğmeğe basmış olamaz. Arada, n<10 ve m herhangi bir doğal sayı olmak üzere n10-m saniye kadarlık bir süre vardır mutlaka. Lâkin her elektronik süreölçer n10-m kadarlık bir süreyi algılayamayabilir, ölçemeyebilir elbette. İşte bu yetersizliğin adıdır eşitlik, aynı andalık, aynılık.

Bu bağlamda, Külkedisi Sindirella masalındaki tam gece yarısı saat 12:00’de bozuluveren büyü de saçmalıktır ama hemen hiç birimiz yadırgamayız bu durumu. Ah, tabii ki masaldır söz konusu olan. Ama tam gece yarısı saat 12:00 yani 24:00 yoktur ki. 23:59’un bir saniye sonrası 00:00’dır. Bu kadarcık kusur kadı kızında bile olacağına göre masallarda haydi haydi olabilir deyip, geçelim bu hususu ve gelelim öze.

Saatler, Dünya’nın dönüşüne göre tanımlandığı için, ince düşünüldüğünde görüleceği üzere, bal kabağından dönüştürülmüş arabanın atlarının kulak hizasındaki zaman ile arabanın tekerlek dingili hizasındaki zaman da asla aynı olamaz. İşte tam da bundan ötürü, büyü bozulması anlık değil ancak zamana yayılmış yani şu ya da bu yavaşlıkta gerçekleşebilir.

İşte tam da bu nedenle, sözüm ona ileri veya geri bir zamana transfer mümkün olamaz. Çünkü, Sindirella’nın masal ülkesinde zaman (düzeltilmiş hali kullanılarak) falanca tarihte tam 00:00 iken filanca yıldızın feşmekan adlı gezegeni üstündeki bir bölgede zaman nasıl tanımlanabilir veya bilinebilir.

Bir adım daha atalım. Sindirella’nın masal ülkesindeki saraydaki veya yüzme yarışında düğmelerine kol uzatmış iki yüzücün zamanlarını geriye veya ileri transfer edil(ebil)miş olsa, filanca yıldızın feşmekan adlı gezegeni üstündeki bir bölgede da zaman aynı miktar ileri veya geri nasıl transfer edile(bile)cektir? Evrenin tümünde böyle bir şey sağlanabilir mi, “evrenin tümü” tamlaması tanımlı olsa bile?

Peki, şu halde, zaman makinesi yapmak konusunda tümüyle umutsuz muyuz?

Yoo, hayır! Hiç de değil.

Yedi Samurai da Muhteşem Yedili’yi de izlemiş bu edna kulunuz, ne yazık ki hiçbir Bruce Lee filmi veya o ünlü Matriks filmini izlemiş değildir. Ama anıları içinde, henüz daha genç iken (Heh heh!) yaptığı futbol maçlarında veya kurallı müsabaka veya kuralsız militan kavgaları sırasında ve eli tabancalı karşı görüşlü militanlardan kaçarken zamanı yavaş algıladığını pek çok kere tecrübe eylemiştir. Bu tecrübelerinin bir yansıması da “Akıllı çocuklar Gezegeni” sayfa 30-35’de görülebilir. Bkz., https://www.cagtun.com/akilli-cocuklar-gezegeni/

İyi hoş, tamam! Zaman durdurulamaz. Başka zamana da transfer olunamaz. Ama, acaba, zamanın akışı canlıdan canlıya ve misalen insandan insana farklı olabilir mi? Bkz., https://www.cagtun.com/mavi/

Bir yanıt yazın